Annelerimizin Hizmetleri

Tarih: 2013-02-01 | Yazar : Mehmet Said Arvas | Kategori : Genel

Hazret-i Ebubekir daha ilk teklifte Müslüman olan bir zirveydi, Efendimizi hiç üzmedi. Büyük sıkıntılara katlandı, din-i mubîni İslâma çok hizmet etti. Kimsenin malı ona Ebubekir'in malı kadar faydalı olmadı. Bu fedakârlığa karşı kızı ile evlenerek Hazret-i Ebubekir'le akraba oldu... Hazret-i Aişe müstesna biriydi. Dinimizin birçok hükmü onun rivayet ettiği hadis-i şeriflerle belirlendi... 

Hazret-i Ömer de İslamiyet'e çok hizmet etti... Kerimesi Hafsa'nın (radıyallahu anha) beyi, Bedir Muharebesinde şehit olmuştu. O devirde bir kadının nikâhsız durması hoş karşılanmıyordu. Efendimiz onu ferahlandırmak için kızını nikâhıyla şereflendirdi...

Cüveyriye annemiz Ben-i Müstalak kabilesinin reisi Haris'in kızı idi. Müminlerle yaptıkları harpte esir düştü. Cüveyriye; "Fidye vereyim beni bırakın" dedi. Efendimiz onu satın alıp azat etti, "gidebilirsin" buyurdu. Bu âlicenablık karşısında Müslüman oldu. Efendimizle evlendi. Müminler de aldıkları esirleri bağışladılar, kabilenin kalbi İslâm'a ısındı, topyekûn iman ettiler. 

Efendimiz, Hayber muharebesinde esir düşen Safiye annemize de "Serbestsin, gidebilirsin" demişti. Safiyye'nin babası, Efendimizin ahir zaman nebisi olduğunu bilir ama inat ederdi. Safiye Kelime-i şehadet söyledi ve Efendimizle evlendi. Musevilerden birçoğunun hidayetine vesile oldu. 

Zeyneb bint-i Huzeyme ise Efendimizin amcasının oğlu ilk şehid Ubeyde bin Haris'in hanımı idi. O devirde savaş öncesi cengaverler çıkar vuruşurlardı. İslam saflarından Hamza ve Ali rakiplerini yendi. Ubeyde hasmını saf dışı bırakmasına rağmen derin bir yara aldı. Başını efendimizin dizine koyup şehadet şerbetini içti.

Hanımı Zeyneb bint-i Huzeyme de savaş meydanındaydı gazilere su dağıtıyor, yara sarıyordu. Kocası şehit düştüğü halde hizmeti aksatmadı. İlerleyen yıllarda himayeye muhtaç kaldı. Efendimizle evlendiğinde 60 yaşında idi. 62 yaşında vefat etti. 

Ümmü Seleme'nin beyi Ebû Seleme de Uhud gazvesinde şehid olmuş. Dört yetim ile dul kalmıştı. Efendimiz evlenme teklif edince "Ben yaşlı ve çocuklu bir kadınım" demiş Resulullaha (sallallahü aleyhi ve sellem) yük olmaktan çekinmişti.

EVLATLIK NASIL KALKTI?

Eskiden Kureys'te evlatlık alınırdı. Bunlar öz evladın mirasına ortak olurlardı. Taraflar arasında sıkça niza çıkıyordu ki bunun ortadan kaldırılması lâzımdı. Zeyd bin Harise çocukken köle diye Hazret-i Hatice validemize satılmıştı. Hatice validemiz de onu Habibullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) hediye etti.Babası ile amcası Zeyd'in izini buldular. Efendimize gelip "Kaça aldıysanız ücretini takdim edelim" dediler. Server-i kâinat "İstiyorsa hemen gidebilir, para istemem" buyurdular "Ancak çağırıp soralım Zeyd ne diyor?"

Zeyd geldi, amcası ve babası ile kucaklaştı. Ona "Haydi hazırlan gidiyoruz" dediler. O ise;

- Hayır ben bir yere gitmiyorum! Sizin yanınızda hür olmaktansa ona köle olmaya razıyım, dedi.

İşte o günden sonra Efendimizin evlatlığı gibi oldu "Zeyd bin Muhammed" diye anılmaya başladı. İlerleyen yıllarda Resul-i Ekrem onu Zeyneb bint-i Cahş ile evlendirdi.Ancak geçinemediler, ayrıldılar. Zeyneb dul kaldı.Efendimiz "Allahü teâlânın emri ile" Zeyneb'i nikâh etti. Gelini ile evlenemeyeceğine göre, bu "evlatlık kaldırıldı" demekti. Efendimiz istese Zeyneb'i genç ve bakire iken de alabilirdi. Ama eski Mekke âdetlerinden evlatlığın kaldırılması için böyle bir misal gerekliydi.

HİMAYESİZ KALINCA

Mekkeli müşriklerin eziyeti dayanılamayacak raddeye gelince Eshâb-ı kirâmdan bazıları Habeşistan'a hicret etmişti ki aralarında Ubeydullah bin Cahş ve hanımı da vardı. Burada Hıristiyanlar güçlü ve zengindi. Ne yazık ki Ubeydullah papazlara aldandı, dînini dünyâ ile değiştirdi. Ancak hanımı Ümmü Habîbe fakirliğe ve ölüme râzı oldu, İslam'dan dönmedi. Ubeydullah çok kızdı, onu boşadı, sürünerek ölmesini bekledi. 

Ümmü Habîbe, Kureyş lideri Ebû Süfyân'ın kızı idi, o yıllarda müşriklerle müminler arasında mücadele sürüyordu, baba evine de dönemezdi. Peygamber efendimiz Necâşi'ye mektup yazdı; "Ümmü Habîbe ile nikâhımı yap! Sonra kendisini buraya gönder" dedi. 

Necâşî mektuba çok hürmet etti. Müslümanları sarayına dâvet ederek, ziyâfet verdi. Bu nikâh, Ebû Süfyân'ın Müslüman olmasını hazırlayan sebeplerden biriydi...




Etiketler: Mehmet Said Arvas


Yazarın (Mehmet Said Arvas) Diğer Yazıları

  • Ölümden korkan, ölümü, yolunda onu bekleyen ve mutlaka yakalayıp parçalayacak bir canavar zanneden adam nasıl mutlu olur? Kaçışı mümkün olmayan bir akıbet hepimizi bekliyor.

  • Biz, bu dünya için yaratılmadık. Dünyaya gönderiliş gayemiz, ahiretimizi kazanmak içindir...

  • Altın Nasihatler

    2014-04-04

    Hazret-i Ali, bir suikast neticesi şehit olmak üzereydi. Evlatlarını topladı ve nasihatlerde bulundu. Bizler de bu nasihatlerden istifade etmeliyiz...

  • Bir insan hasta ise, ilaç kullanmadan sıhhat bulması oldukça zordur. İnsanlar da sabretmek zorundadır. Sabretmez ise hayatı hep sıkıntılarla geçer.

  • Âlemlere rahmet olarak gönderilen, yaratılmışların en şereflisi ve üstünü Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: "Beni Rabbim terbiye etti; güzel bir şekilde terbiye etti!.."

  • Geçen pazartesi günü (4 Kasım'da) takvimler 1 Muharrem 1435'i gösterdi. Yani hicri yeni bir yıl başladı. Önümüzdeki salı akşamı "Aşûre Gecesi"ni; çarşamba da "Aşûre Günü"nü idrak edeceğiz inşallah..

  • İnsan her şeyin en güzel olanını kendisi için ister. Çünkü insan en çok kendini sever, kendini sevenleri sever, sevmeyenleri sevmez

  • İnsan iki şeyden meydana gelir: Ruh ve ceset! Bunlar beraber oldukça yeryüzünde hayat devam eder.

  • Zilhicce ayının 8’inci günü; yani hacıların Mekke’den Mina’ya çıkacağı güne “Terviye Günü” denir. Bu sene önümüzdeki pazar günüdür.

  • Bir Müslümanın yaptığı ibadetleri, iyilikleri beğenmesi, bunlarla övünmesi dinimizin yasakladığı şeylerdendir

  • Dil; küçücük bir organdır fakat ibadeti de, isyanı da büyüktür. Küfür ve iman ancak dilin şehâdetiyle açığa çıkar.

  • Din büyüklerimiz, “Dünya hiçtir, ona kıymet verip peşinden koşan da hiçtir. Dünyanın, Allah indinde hiç kıymeti yoktur” buyuruyorlar, ancak dünyanın iki güzel yüzü vardır

  • Bir Ömre Bedel

    2013-06-21

    İnsanların ömrü eskiden çok uzun olurdu. Nuh aleyhisselamın 950 sene peygamberlik yaptığı âyet-i kerime ile sabittir. Şit aleyhisselam 500 sene çadırda yaşamış, demişler ki: "Böyle rahatsız oluyorsunuz size bir ev yapalım." Demiş ki: "Ömrümüzün yarısı geçti, şurada kaldı bir 500 senemiz, onu da burada geçiririz..."

  • Receb ayının 27. gecesi, yani önümüzdeki 5 Haziran çarşambayı perşembeye bağlayan gece, mübarek Mirâc Kandilidir...

  • Büyük İslâm âlimi İmam-ı Gazali (rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki: Zevkler üç türlüdür. 1- Yabani hayvanlarla müşterek aldığımız zevkler... 2- Diğer hayvanlarla birlikte duyduğumuz tatlar... 3- Aklımızla kalbimizle ruhumuzla kavuştuğumuz hazlar...

  • Rabbimize şükürler olsun; geçtiğimiz cumartesi günü mübarek "Üç Aylar"a kavuştuk. Bu gece de inşaallah Regâib Kandilini idrak edeceğiz. Hepinizin kandili mübarek olsun...

  • SUSAN KURTULDU

    2013-05-02

    Konuşabilme kabiliyeti, insanlara verilen en büyük nimetlerden bir tanesidir. Hayvanların dili, bizim dilimizden çok daha büyük olmasına rağmen onlar konuşamıyorlar... Konuşmakla derdimizi daha rahat anlatabiliyoruz, ilim öğreniyor ve öğretiyoruz. Daha sayılamayacak kadar çok faydaları var. Bunun yanında, dilimizden dolayı büyük sıkıntılar da başımıza gelmiyor değil...

  • Rabbimiz bizi zayıf ve aciz yaratmıştır. İnsanlar her hal-u kârda bir yerlerden medet umarlar. Karşılaştıkları ve karşılaşacakları sıkıntılardan onları kurtaracak bir "el" ararlar.

  • Hulefa-i Raşidin'in üçüncüsü, cennetle müjdelenenlerden birisi, meleklerin bile kendisinden hayâ ettikleri; Hazreti Osman radıyallahü anh buyuruyor ki: 

  • Ruhun da Ruhu Var

    2013-03-04

    Mâlum insan iki şeyden meydana gelir: Ruh ve ceset! Bunlar beraber oldukça yeryüzünde hayat devam eder. Ruh ayrılınca bedenin kıymeti kalmaz ve hiçbir işe yaramaz. Ruhsuz ceset soğur, rengi kaçar, kokmaya başlar. Hele sıcak mevsimlerde ve sıcak yerlerde kokuşma daha hızlı olur. Bu yüzden cenazeleri bir an önce defnetmeye bakarlar.

  • Düzgün İtikat

    2013-02-11

    Kalp hastalıklarından en tehlikelisi, bid’attir. Yani yanlış, bozuk itikattır.Bilhassa zamanımızda Müslümanların çoğu, bu kötü hastalığa yakalanmışlardır. His organları ile anlaşılamayan, hesap ile ulaşılamayan şeylerde akıl yürütmek insanı bu hastalığa sürükler.Aklın ermediği ve yanıldığı şeylerde akla uyarak hareket etmek cahilliktir. Böylelerini fen adamı, filozof sanarak onlara uymak felakettir. Onları taklit etmek ahirette çok büyük sıkıntılara sebeb olur

  • Hazret-i Ebubekir daha ilk teklifte Müslüman olan bir zirveydi, Efendimizi hiç üzmedi. Büyük sıkıntılara katlandı, din-i mubîni İslâma çok hizmet etti. Kimsenin malı ona Ebubekir'in malı kadar faydalı olmadı. Bu fedakârlığa karşı kızı ile evlenerek Hazret-i Ebubekir'le akraba oldu... Hazret-i Aişe müstesna biriydi. Dinimizin birçok hükmü onun rivayet ettiği hadis-i şeriflerle belirlendi...

  • Rabbimiz, Musa aleyhisselâma kullarının çoğundan "bazı hususlarda" şikâyetçi olduğunu bildirdi: 1- "Benim onlara ihsan ettiğim malımdan çok cüz'i bir miktarını borç istedim. Cimrilik yaptılar, vermediler.

  • Gelecek çarşamba gecesi (23 Ocak) mübarek Mevlid Kandilini idrak edeceğiz inşallah... Rabbimize ne kadar şükretsek yine de azdır. O mübarek gecede kavuşacağımız nimetler çok büyüktür. Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz aleyhisselam dünyamızı ve bütün kâinatı o gece şereflendirdi...

  • Âlemlere rahmet olarak gönderilen, yaratılmışların en şereflisi ve üstünü Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: “Beni Rabbim terbiye etti; güzel bir şekilde terbiye etti!..”Daha dünyaya gelmeden ve kâinatı şereflendirmeden birkaç ay önce muhterem babaları Abdullah vefât etmişti. Yetim olarak doğdular. Melekler sordu:

  • Sahip olunan şey ne kadar kıymetli olursa onun korunması, muhafaza edilmesi de o derece önem kazanır. Eline çok kıymetli bir mücevher geçen kişi bunun nasıl korunacağını bilmelidir. Çaldırma korkusundan uykusu kaçmalıdır. Çalındığında, kırıldığında meydana gelecek olan üzüntü çoktur. Mücevherin kıymeti ne kadar çok olursa kaybolduğundaki üzüntüsü de o kadar çok olur...