Cennetin Yolu Dünyadan Geçer

Tarih: 2013-08-16 | Yazar : Mehmet Said Arvas | Kategori : Genel

Din büyüklerimiz, “Dünya hiçtir, ona kıymet verip peşinden koşan da hiçtir. Dünyanın, Allah indinde hiç kıymeti yoktur” buyuruyorlar, ancak dünyanın iki güzel yüzü vardır.

Birincisi: Esma-i Hüsnanın tecellisini görmek mümkün. Meselâ Muhyi (dirilten) sıfatına günde binlerce defa şahit oluyoruz. Binlerce insan, binlerce hayvan, milyonlarca bitki hep Muhyi sıfatı ile meydana geliyor. Mümit (öldüren) sıfatı ile de binlerce defa karşılaşıyoruz. Yaratılan bütün canlılar gıdaya muhtaçtır. Karada ve denizde yaşayanların hepsi rızkını alıyor, hayatları devam ediyor. Rezzâk sıfatını da görebiliyoruz.

İkincisi; Dünya ahiretin tarlasıdır. Burada ne ekersen, ahirette onu biçersin! Mekhul-i Dimışkî bir talebesine sorar:
-Cennete girmeyi istiyor musun?
-Elbette hocam. Cenneti kim sevmez?
-O halde ölümü de seveceksin. İnsan ölmeden cennete giremez. Cennetin yolu oradan geçer. Dünyaya gelmeden de cennete gidilmez.
Dünya peygamberlerin namaz kıldıkları yerdir. Melekler vahiy getirmiş ibadet etmişlerdir. Burada inanır, taatte bulunuruz. Allahü teâlâya münacat ederiz. Şeref olarak insana ebedi saâdeti kazandırması yeter.
İslâmın şartlarından ikisi hac ile zekât zengin olanlara farzdır. Bir oruçluya sofra kuran, iftar açtıran, oruç tutmuş gibi sevap kazanır. Ki bu da para iledir.
“DÜNYADA İSTİYORUM!”
Musa aleyhisselâm zamanında fakir bir adam yaşarmış. Bir gün “Ya Musa” demiş, “Sen, Kelimullahsın! Hâlimi Rabbime arz et, bana biraz para versin!” O da arz eder. Cevap manidardır: “Kuluma söyle, istiyorsa dünyada vereyim, istiyorsa ahirette.” Adam, “Dünyada olsun” der.
Musa âleyhisselâm “Üç günlük dünyayı ne yapacaksın” buyurur, “Hem yeryüzünün tamamı senin olsa ne kıymeti var? Bırakıp gitmeyecek misin sonunda? Halbuki ahiret nimetleri ebedidir, bitmez, azalmaz.”
- Allahü teâlâ seçimi bana bıraktı değil mi?
- Evet.
- Öyleyse burada istiyorum.
Musa aleyhisselam çaresiz kalır: “Ya Rabbi sana mâlum. Kulun dünyada istiyor.”
Allahü teâlâ zikrolunan şahsa nimetler yağdırır. Ama o biriktirmez, bir taraftan gelir, diğer taraftan hayra harcar. Nerede yetim var gözetir kollar, nerede bir borçlu var, hesabını kapar. Ve birkaç yıl yaşayıp vefat eder...
Musa âleyhisselam bakar ki cennette şahane bir köşkte oturuyor... Çok şaşırır!
-Ya Rabbi bu kulun ahireti değil dünyayı arzulamıştı, bu makâmı nasıl kazandı?
- Doğrudur o dünyada istedi biz de verdik. Bu köşkü parası ile satın aldı!
Parası ile cennette köşk satın alan yalnız o değil, Eshab-ı kiram efendilerimiz de (aleyhimürrıdvan) bu nimete kavuştular.
Mesela Hazret-i Osman Medine-i Münevvere’ye hicret edince halkın içme suyu sıkıntısı çektiğine şahit olur. Evet şehirde suyunun tadı ile tanınan bir kuyu (Rume Kuyusu) vardır ama sahibi olacak Yahudi işi ticarete dökmüştür, çok pahalı satmaktadır. Müminlerin gücü yetmez ki alıp içseler...
Aleyhisselatü vesselâm Efendimiz “Bu kuyuyu satın alıp vakfedeni” cennet köşkleri ile müjdeler.
Osman Zinnureyn durur mu? Kuyu sahibine gider ve talip olur.
Yahudi tıkır tıkır para kazanmaktadır, buna yanaşmaz. Hazreti Osman o zaman “Ortak olalım” der, buna razı olur. Anlaşmaya göre kuyunun suyunu bir gün Yahudi satacaktır bir gün Osman (radıyallahü anh).
Hazret-i Osman kendisine ait günlerde fakir fukaraya açar, kimseden kuruş almaz. Onlar da kaplarını iki günlük doldururlar. Ertesi gün suya ihtiyaçları kalmaz.
Yahudi bakar bu işten para kazanamayacak. Kuyunun diğer yarısını da teklif eder. Hazret-i Osman öbür dilimi gayet mâkul bir fiyatla alır ve halka bağışlar.
Bakın şu ihlâsa ki Rume Kuyusu müminleri suluyor hâlâ...
MALI YERİNDE KULLANMALI!
Hasılı mal, para yerinde kullanılırsa sahibini ateşten korur.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Sadaka insana gelecek olan belâyı defeder, ömrü uzatır!” 
“Hurma tanesinin bir parçası ile de olsa onu birine vererek kendinizi ateşten koruyunuz.”
“Helâlinden kazanılmış malın, salih insanların elinde bulunması ne kadar güzeldir.”
Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) kendilerine 10 yıl hizmette şereflenen Enes bin Mâlik’e de dua eder: “Ya Rabbi! Enes’e çok mal ihsan eyle!”
Şüphesiz Hazret-i Enes (radıyallahü anh) dahi dünyada iken köşkünü satın alanlardandır...



Etiketler: Dünya,Cennet,Mehmet Said Arvas


Yazarın (Mehmet Said Arvas) Diğer Yazıları

  • Ölümden korkan, ölümü, yolunda onu bekleyen ve mutlaka yakalayıp parçalayacak bir canavar zanneden adam nasıl mutlu olur? Kaçışı mümkün olmayan bir akıbet hepimizi bekliyor.

  • Biz, bu dünya için yaratılmadık. Dünyaya gönderiliş gayemiz, ahiretimizi kazanmak içindir...

  • Altın Nasihatler

    2014-04-04

    Hazret-i Ali, bir suikast neticesi şehit olmak üzereydi. Evlatlarını topladı ve nasihatlerde bulundu. Bizler de bu nasihatlerden istifade etmeliyiz...

  • Bir insan hasta ise, ilaç kullanmadan sıhhat bulması oldukça zordur. İnsanlar da sabretmek zorundadır. Sabretmez ise hayatı hep sıkıntılarla geçer.

  • Âlemlere rahmet olarak gönderilen, yaratılmışların en şereflisi ve üstünü Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: "Beni Rabbim terbiye etti; güzel bir şekilde terbiye etti!.."

  • Geçen pazartesi günü (4 Kasım'da) takvimler 1 Muharrem 1435'i gösterdi. Yani hicri yeni bir yıl başladı. Önümüzdeki salı akşamı "Aşûre Gecesi"ni; çarşamba da "Aşûre Günü"nü idrak edeceğiz inşallah..

  • İnsan her şeyin en güzel olanını kendisi için ister. Çünkü insan en çok kendini sever, kendini sevenleri sever, sevmeyenleri sevmez

  • İnsan iki şeyden meydana gelir: Ruh ve ceset! Bunlar beraber oldukça yeryüzünde hayat devam eder.

  • Zilhicce ayının 8’inci günü; yani hacıların Mekke’den Mina’ya çıkacağı güne “Terviye Günü” denir. Bu sene önümüzdeki pazar günüdür.

  • Bir Müslümanın yaptığı ibadetleri, iyilikleri beğenmesi, bunlarla övünmesi dinimizin yasakladığı şeylerdendir

  • Dil; küçücük bir organdır fakat ibadeti de, isyanı da büyüktür. Küfür ve iman ancak dilin şehâdetiyle açığa çıkar.

  • Din büyüklerimiz, “Dünya hiçtir, ona kıymet verip peşinden koşan da hiçtir. Dünyanın, Allah indinde hiç kıymeti yoktur” buyuruyorlar, ancak dünyanın iki güzel yüzü vardır

  • Bir Ömre Bedel

    2013-06-21

    İnsanların ömrü eskiden çok uzun olurdu. Nuh aleyhisselamın 950 sene peygamberlik yaptığı âyet-i kerime ile sabittir. Şit aleyhisselam 500 sene çadırda yaşamış, demişler ki: "Böyle rahatsız oluyorsunuz size bir ev yapalım." Demiş ki: "Ömrümüzün yarısı geçti, şurada kaldı bir 500 senemiz, onu da burada geçiririz..."

  • Receb ayının 27. gecesi, yani önümüzdeki 5 Haziran çarşambayı perşembeye bağlayan gece, mübarek Mirâc Kandilidir...

  • Büyük İslâm âlimi İmam-ı Gazali (rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki: Zevkler üç türlüdür. 1- Yabani hayvanlarla müşterek aldığımız zevkler... 2- Diğer hayvanlarla birlikte duyduğumuz tatlar... 3- Aklımızla kalbimizle ruhumuzla kavuştuğumuz hazlar...

  • Rabbimize şükürler olsun; geçtiğimiz cumartesi günü mübarek "Üç Aylar"a kavuştuk. Bu gece de inşaallah Regâib Kandilini idrak edeceğiz. Hepinizin kandili mübarek olsun...

  • SUSAN KURTULDU

    2013-05-02

    Konuşabilme kabiliyeti, insanlara verilen en büyük nimetlerden bir tanesidir. Hayvanların dili, bizim dilimizden çok daha büyük olmasına rağmen onlar konuşamıyorlar... Konuşmakla derdimizi daha rahat anlatabiliyoruz, ilim öğreniyor ve öğretiyoruz. Daha sayılamayacak kadar çok faydaları var. Bunun yanında, dilimizden dolayı büyük sıkıntılar da başımıza gelmiyor değil...

  • Rabbimiz bizi zayıf ve aciz yaratmıştır. İnsanlar her hal-u kârda bir yerlerden medet umarlar. Karşılaştıkları ve karşılaşacakları sıkıntılardan onları kurtaracak bir "el" ararlar.

  • Hulefa-i Raşidin'in üçüncüsü, cennetle müjdelenenlerden birisi, meleklerin bile kendisinden hayâ ettikleri; Hazreti Osman radıyallahü anh buyuruyor ki: 

  • Ruhun da Ruhu Var

    2013-03-04

    Mâlum insan iki şeyden meydana gelir: Ruh ve ceset! Bunlar beraber oldukça yeryüzünde hayat devam eder. Ruh ayrılınca bedenin kıymeti kalmaz ve hiçbir işe yaramaz. Ruhsuz ceset soğur, rengi kaçar, kokmaya başlar. Hele sıcak mevsimlerde ve sıcak yerlerde kokuşma daha hızlı olur. Bu yüzden cenazeleri bir an önce defnetmeye bakarlar.

  • Düzgün İtikat

    2013-02-11

    Kalp hastalıklarından en tehlikelisi, bid’attir. Yani yanlış, bozuk itikattır.Bilhassa zamanımızda Müslümanların çoğu, bu kötü hastalığa yakalanmışlardır. His organları ile anlaşılamayan, hesap ile ulaşılamayan şeylerde akıl yürütmek insanı bu hastalığa sürükler.Aklın ermediği ve yanıldığı şeylerde akla uyarak hareket etmek cahilliktir. Böylelerini fen adamı, filozof sanarak onlara uymak felakettir. Onları taklit etmek ahirette çok büyük sıkıntılara sebeb olur

  • Hazret-i Ebubekir daha ilk teklifte Müslüman olan bir zirveydi, Efendimizi hiç üzmedi. Büyük sıkıntılara katlandı, din-i mubîni İslâma çok hizmet etti. Kimsenin malı ona Ebubekir'in malı kadar faydalı olmadı. Bu fedakârlığa karşı kızı ile evlenerek Hazret-i Ebubekir'le akraba oldu... Hazret-i Aişe müstesna biriydi. Dinimizin birçok hükmü onun rivayet ettiği hadis-i şeriflerle belirlendi...

  • Rabbimiz, Musa aleyhisselâma kullarının çoğundan "bazı hususlarda" şikâyetçi olduğunu bildirdi: 1- "Benim onlara ihsan ettiğim malımdan çok cüz'i bir miktarını borç istedim. Cimrilik yaptılar, vermediler.

  • Gelecek çarşamba gecesi (23 Ocak) mübarek Mevlid Kandilini idrak edeceğiz inşallah... Rabbimize ne kadar şükretsek yine de azdır. O mübarek gecede kavuşacağımız nimetler çok büyüktür. Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz aleyhisselam dünyamızı ve bütün kâinatı o gece şereflendirdi...

  • Âlemlere rahmet olarak gönderilen, yaratılmışların en şereflisi ve üstünü Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: “Beni Rabbim terbiye etti; güzel bir şekilde terbiye etti!..”Daha dünyaya gelmeden ve kâinatı şereflendirmeden birkaç ay önce muhterem babaları Abdullah vefât etmişti. Yetim olarak doğdular. Melekler sordu:

  • Sahip olunan şey ne kadar kıymetli olursa onun korunması, muhafaza edilmesi de o derece önem kazanır. Eline çok kıymetli bir mücevher geçen kişi bunun nasıl korunacağını bilmelidir. Çaldırma korkusundan uykusu kaçmalıdır. Çalındığında, kırıldığında meydana gelecek olan üzüntü çoktur. Mücevherin kıymeti ne kadar çok olursa kaybolduğundaki üzüntüsü de o kadar çok olur...