Mümin Altı Şeyden Çok Korkmalıdır!

Tarih: 2013-04-16 | Yazar : Mehmet Said Arvas | Kategori : Genel

Hulefa-i Raşidin'in üçüncüsü, cennetle müjdelenenlerden birisi, meleklerin bile kendisinden hayâ ettikleri; Hazreti Osman radıyallahü anh buyuruyor ki:

Mü'min altı şeyden çok korkmalıdır. Ona göre kendini hazırlamalıdır:
1- İmansız gitmekten korkmalıyız. Allah korusun, bir insan, imanlı, ibadetli dahi olsa, son nefesini imanla veremediyse, hiçbir kıymeti olmaz... Önemli olan son nefestir. Yüce Rabbimizin, üzerimizdeki nimetlerini saymakla bitiremeyiz. Bizi O yarattı ve yaşatıyor. İmanla şereflendirdi. En büyük nimet, bir insanın son nefesini imanla verebilmesidir. Bundan daha büyük lütuf, bundan daha büyük nimet olmaz. Çünkü insan, nasıl öldüyse öyle haşrolunur. Ne yersek yiyelim, son lokmanın tadı kalır ağzımızda. Tatlı ise tatlı, acı ise acıdır. Bunun önemini bildikleri için, büyüklerimiz hep Hüsn-ü Hatime'ye (son nefesin imanla verilmesine) çok dua etmişlerdir. Hatim dualarında da çok duyarız: "Ya Rabbi! İmanla, Kelime-i şehâdet getirerek çene kapamamızı nasip eyle!" Biz de bu duaya bütün kalbimizle amin diyoruz...
 
"NİÇİN AĞLIYORSUN?.."
2- Sol omuzumuzdaki meleğin günâhlarımızı yazmasından korkmalıyız. Birçok günâhı çekinmeden işliyoruz. Belki bunun birçoğunun farkında bile değiliz. Fakat onlar yazılıyor, kaydediliyor, hesabı bir gün sorulacaktır.
Muhammed bin Münkedir hazretleri bir gün evinde Kur'an-ı kerim okurken başlar ağlamaya. Ağlamaktan okuyamaz hale gelir. Çocukları endişelenirler. Komşularından Ebu Hazım hazretlerini çağırırlar. "Babamıza biraz teselli verir misiniz?" diye.
Ebu Hazım gelir, selam verir ve sorar: "Kardeşim niçin ağlıyorsun? Hane halkını korkuttun?.." O da şöyle cevap verir: "Okuduğum âyet-i kerimede mealen (İnsanlar kıyamet günü amel defterlerini okuyunca, hiç hesaplarında olmayan günahlarını görecekler) buyuruluyor, ona ağlıyorum!.."
Bunu duyan Ebu Hazım da onunla beraber başlar ağlamaya... Çocukları derler ki: "Biz seni babamızı teselli edesin diye çağırdık, sen ise onu daha çok ağlattın!.."
3- Yaptığımız hayırların şeytan tarafından iptâl edilmesinden korkmalıyız. Ezeli düşmanımız olan Şeytan, bize yalnız günâh işletmekle kalmıyor, elde ettiğimiz sevaplarımızı da bir yolunu bulup yok ediyor. Yaptığımız hayırlara, ibadetlere kibir, ucub karışırsa hepsini yakar.
"Sonu tövbe ile biten bir günâh, sonu ucubla biten bir ibadetten daha hayırlıdır" demişler.
4- Azrâil aleyhisselâmın ruhumuzu ansızın almasından korkmalıyız. Hazırlıksız yakalanırsak büyük sıkıntı çekeriz. Ölümün gecikmesi için zaman talebimiz neticesiz kalır.
Sekerat-ı mevt hâlindeki adam ölüm meleğine yalvarır: "Bana bir gün müsaâde eder misin?" O da "hayır" diye cevap verir. "Hiç olmazsa bir saat olsun ne yapacaksam yapayım, tövbe edeyim, vasiyetimi yazayım." Bu da şöyle cevaplandırılır: "Binlerce saat Rabbimiz sana ömür ihsan etti. Değerlendirseydin ya onları!.."
5- Dünyanın gaye edilmesinden korkmalıyız. Gaye, dünya olursa ahiret unutulur. Biz, dünya için değil, ahiret için yaratılmışız Rabbimizin rızası gayemiz olmalıdır. Dünyanın tamamı bizim olsa bile birkaç gün sonra hepsini bırakıp ayrılacağız.
 
"HELAL LOKMA YE DE!.."
6- Hane halkının bizi haram kazanmaya zorlamasından korkmalıyız. İnsan, hanımını, çocuklarını sever, onları kırmak istemez.  Onların isteklerini gücümüz yettiği nisbette yerine getirmeliyiz. Aşırı talepleri için borçlanmak ve bu borçları ödemekte zorlanmak akıllı adamın yapacağı iş değildir. Hele haramlara bulaşmak hiç uygun değildir. Haram lokmanın vücutta kalıcı tesiri vardır. Duaların kabul olmamasına sebep olur.
Bir gün bir adam Süfyan-ı Sevrî hazretlerine gelir, "cemâatle kılınan namazın hangi safında durmak daha çok sevaptır?" diye sorar. O da şöyle cevap verir: "Sen yediğin lokmana dikkat et, helâlinden olsun, hangi safta durursan fark etmez!.."
Yüce Rabbimiz bize bu altı korkuyu hep yaşatsın...



Etiketler: Mehmet Said Arvas, Hazreti Osman (radıyallahu anh), Mümin


Yazarın (Mehmet Said Arvas) Diğer Yazıları

  • Biz, bu dünya için yaratılmadık. Dünyaya gönderiliş gayemiz, ahiretimizi kazanmak içindir...

  • Altın Nasihatler

    2014-04-04

    Hazret-i Ali, bir suikast neticesi şehit olmak üzereydi. Evlatlarını topladı ve nasihatlerde bulundu. Bizler de bu nasihatlerden istifade etmeliyiz...

  • Bir insan hasta ise, ilaç kullanmadan sıhhat bulması oldukça zordur. İnsanlar da sabretmek zorundadır. Sabretmez ise hayatı hep sıkıntılarla geçer.

  • Âlemlere rahmet olarak gönderilen, yaratılmışların en şereflisi ve üstünü Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: "Beni Rabbim terbiye etti; güzel bir şekilde terbiye etti!.."

  • Geçen pazartesi günü (4 Kasım'da) takvimler 1 Muharrem 1435'i gösterdi. Yani hicri yeni bir yıl başladı. Önümüzdeki salı akşamı "Aşûre Gecesi"ni; çarşamba da "Aşûre Günü"nü idrak edeceğiz inşallah..

  • İnsan her şeyin en güzel olanını kendisi için ister. Çünkü insan en çok kendini sever, kendini sevenleri sever, sevmeyenleri sevmez

  • İnsan iki şeyden meydana gelir: Ruh ve ceset! Bunlar beraber oldukça yeryüzünde hayat devam eder.

  • Zilhicce ayının 8’inci günü; yani hacıların Mekke’den Mina’ya çıkacağı güne “Terviye Günü” denir. Bu sene önümüzdeki pazar günüdür.

  • Bir Müslümanın yaptığı ibadetleri, iyilikleri beğenmesi, bunlarla övünmesi dinimizin yasakladığı şeylerdendir

  • Dil; küçücük bir organdır fakat ibadeti de, isyanı da büyüktür. Küfür ve iman ancak dilin şehâdetiyle açığa çıkar.

  • Din büyüklerimiz, “Dünya hiçtir, ona kıymet verip peşinden koşan da hiçtir. Dünyanın, Allah indinde hiç kıymeti yoktur” buyuruyorlar, ancak dünyanın iki güzel yüzü vardır

  • Bir Ömre Bedel

    2013-06-21

    İnsanların ömrü eskiden çok uzun olurdu. Nuh aleyhisselamın 950 sene peygamberlik yaptığı âyet-i kerime ile sabittir. Şit aleyhisselam 500 sene çadırda yaşamış, demişler ki: "Böyle rahatsız oluyorsunuz size bir ev yapalım." Demiş ki: "Ömrümüzün yarısı geçti, şurada kaldı bir 500 senemiz, onu da burada geçiririz..."

  • Receb ayının 27. gecesi, yani önümüzdeki 5 Haziran çarşambayı perşembeye bağlayan gece, mübarek Mirâc Kandilidir...

  • Büyük İslâm âlimi İmam-ı Gazali (rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki: Zevkler üç türlüdür. 1- Yabani hayvanlarla müşterek aldığımız zevkler... 2- Diğer hayvanlarla birlikte duyduğumuz tatlar... 3- Aklımızla kalbimizle ruhumuzla kavuştuğumuz hazlar...

  • Rabbimize şükürler olsun; geçtiğimiz cumartesi günü mübarek "Üç Aylar"a kavuştuk. Bu gece de inşaallah Regâib Kandilini idrak edeceğiz. Hepinizin kandili mübarek olsun...

  • SUSAN KURTULDU

    2013-05-02

    Konuşabilme kabiliyeti, insanlara verilen en büyük nimetlerden bir tanesidir. Hayvanların dili, bizim dilimizden çok daha büyük olmasına rağmen onlar konuşamıyorlar... Konuşmakla derdimizi daha rahat anlatabiliyoruz, ilim öğreniyor ve öğretiyoruz. Daha sayılamayacak kadar çok faydaları var. Bunun yanında, dilimizden dolayı büyük sıkıntılar da başımıza gelmiyor değil...

  • Rabbimiz bizi zayıf ve aciz yaratmıştır. İnsanlar her hal-u kârda bir yerlerden medet umarlar. Karşılaştıkları ve karşılaşacakları sıkıntılardan onları kurtaracak bir "el" ararlar.

  • Hulefa-i Raşidin'in üçüncüsü, cennetle müjdelenenlerden birisi, meleklerin bile kendisinden hayâ ettikleri; Hazreti Osman radıyallahü anh buyuruyor ki: 

  • Ruhun da Ruhu Var

    2013-03-04

    Mâlum insan iki şeyden meydana gelir: Ruh ve ceset! Bunlar beraber oldukça yeryüzünde hayat devam eder. Ruh ayrılınca bedenin kıymeti kalmaz ve hiçbir işe yaramaz. Ruhsuz ceset soğur, rengi kaçar, kokmaya başlar. Hele sıcak mevsimlerde ve sıcak yerlerde kokuşma daha hızlı olur. Bu yüzden cenazeleri bir an önce defnetmeye bakarlar.

  • Düzgün İtikat

    2013-02-11

    Kalp hastalıklarından en tehlikelisi, bid’attir. Yani yanlış, bozuk itikattır.Bilhassa zamanımızda Müslümanların çoğu, bu kötü hastalığa yakalanmışlardır. His organları ile anlaşılamayan, hesap ile ulaşılamayan şeylerde akıl yürütmek insanı bu hastalığa sürükler.Aklın ermediği ve yanıldığı şeylerde akla uyarak hareket etmek cahilliktir. Böylelerini fen adamı, filozof sanarak onlara uymak felakettir. Onları taklit etmek ahirette çok büyük sıkıntılara sebeb olur

  • Hazret-i Ebubekir daha ilk teklifte Müslüman olan bir zirveydi, Efendimizi hiç üzmedi. Büyük sıkıntılara katlandı, din-i mubîni İslâma çok hizmet etti. Kimsenin malı ona Ebubekir'in malı kadar faydalı olmadı. Bu fedakârlığa karşı kızı ile evlenerek Hazret-i Ebubekir'le akraba oldu... Hazret-i Aişe müstesna biriydi. Dinimizin birçok hükmü onun rivayet ettiği hadis-i şeriflerle belirlendi...

  • Rabbimiz, Musa aleyhisselâma kullarının çoğundan "bazı hususlarda" şikâyetçi olduğunu bildirdi: 1- "Benim onlara ihsan ettiğim malımdan çok cüz'i bir miktarını borç istedim. Cimrilik yaptılar, vermediler.

  • Gelecek çarşamba gecesi (23 Ocak) mübarek Mevlid Kandilini idrak edeceğiz inşallah... Rabbimize ne kadar şükretsek yine de azdır. O mübarek gecede kavuşacağımız nimetler çok büyüktür. Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz aleyhisselam dünyamızı ve bütün kâinatı o gece şereflendirdi...

  • Âlemlere rahmet olarak gönderilen, yaratılmışların en şereflisi ve üstünü Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: “Beni Rabbim terbiye etti; güzel bir şekilde terbiye etti!..”Daha dünyaya gelmeden ve kâinatı şereflendirmeden birkaç ay önce muhterem babaları Abdullah vefât etmişti. Yetim olarak doğdular. Melekler sordu:

  • Sahip olunan şey ne kadar kıymetli olursa onun korunması, muhafaza edilmesi de o derece önem kazanır. Eline çok kıymetli bir mücevher geçen kişi bunun nasıl korunacağını bilmelidir. Çaldırma korkusundan uykusu kaçmalıdır. Çalındığında, kırıldığında meydana gelecek olan üzüntü çoktur. Mücevherin kıymeti ne kadar çok olursa kaybolduğundaki üzüntüsü de o kadar çok olur...